Tao Tasavvufu

Temmuz 2, 2019
Tasavvuf Tarihi
Tao Tasavvufu

Çinlilerde de King (Ching) adıyla birçok kutsal kitaplara rastlanmaktadır. Fakat, bunların en eskisi, Çin imparatorluğunu kurduğu söylenen (Fuhi)nin eseri sayılan İking (İ-Chig)tir.

Bu kitaba göre bütün varlıklar, en büyük akla, yani (Tao)ya sıkı sıkıya bağlıdır ki (Tao) da Küllî ve Mutlak Varlık (Taichi)den ibarettir.

Taichi denen bu İlk ve Tek mebde’, (Yang) ve (Yin) denen ve (Kâmil ve Kâmil olmayan tabiat’ı; Nar ve Zulmet’i; Gök ve Yer’i; Evet ve Hayır’ı) temsil eden ve birincisi aktif ikincisi de pasif olan birbirine zıt iki kozmik prensip meydana getirmiş ve yaratılış bu iki tezada dayanmıştır.

Çin’de felsefî faaliyetin başlaması, aşağı yukarı Milâttan önce altıncı yüzyıla rastlar. Bu felsefî faaliyetten de iki büyük mektep meydana gelmiştir: bunlardan biri Lao-Tzu mektebi ki bu mektep, özellikle, metafizik karakterde idi; diğeri de Çinlilerin Kung Hoca (Chaung Fu-Tzu) adını verdikleri Confucius (557- 479) mektebi ki bu da özellikle ahlâkî karakterde idi.

Confucius tarafından eski Kutsal kitaplardan derlenip meydana getirildiği söylenen Şuking (Chu-Ching) adlı kitaba göre, bir Mutlak Varlık, bir Müdrik İllet veya Allah veya Semâ veya Müteâl Akıl veya her şeyin üstünde olan bir Mutlak Kanun vardır ve bunun dünya ve dünya olayları, Kral ile taba arasındaki ilişkiler üzerine müdahalesi ve etkisi mutlaktır ve O, özellikle Ahlâk kanunun koruyucusudur. Ahlâkın biricik kaynağı ve en büyük fazilet de evlat sevgisidir.

Çinliler, Confucius’un pratik moralizmi kendi mizaçlarının ve dehalarının daha iyi bir ifadesi olmakla, Tasavvufa pek önem vermediler. Onlar, Budist Tasavvufu benimsediler ve onu kendilerine göre değiştirerek kabullendiler. Onların ellerinde Budist Tasavvufu (Ch’an) veya Japon diliyle (Zen) adını aldı.

Çin’de meydana çıkan yegâne Tasavvuf ise (Taoizm)de bulunmaktadır. Taoizm’in geleneksel kurucusu da Lao-Tzu’dur. Lâkin aktüel olarak bu hareket, isimleri kaydedilmemiş olan, fakat çok daha önceki zamanlarda vadilerde yaşayan münzeviler arasında meydana çıkmıştı. Lao-Tzu’nun da kesin olarak yaşayıp yaşamadığı hususunda şüphe edilmekle beraber, onun, Milâttan Önce (570) sıralarında doğduğu kabul edildi.

Lao-Tzu’dan başka Taoist yazarlara da rastlamak mümkündür ve bunlar arasında, özellikle, Chuang-Tzu namlıdır. Fakat biz burada, özellikle, Lao-Tzu’nun görüşleri üzerinde duracağız.

Lao-Tzu’nun kitabı (Tao Te Ching) diye adlandırılmıştır. Kitaptaki birçok parçalar pratik, moral ve politik işlerle ilgili bulunmakla beraber, mistik muhteva taşıyan parçalar da vardır.

Lao-Tzu hakkında bir kitap yayınlayan R. B. Blankey’e göre Çin mistikleri yöneldikleri konuda orijinal olmakla beraber, onların yöneldikleri bu şey, diğer yerlerdeki büyük mistiklerin yöneldikleri şey’in aynidir.

Lao-Tzu’nun yazılarında, merkezî mistik fikir (Tao)dur. Bu kelime lügatte, (Yol) anlamınadır. Fakat teknik terim olarak bu kelimeyi (Gerçek Yol) anlamında kullandılar. Bununla beraber (Tao) diye telâffuz edilen bu Çin kelimesi daha birçok anlamlara da maliktir. Bu kelime, tamamıyla mistik dışı olarak, (Hayat Yolu) anlamına geldiği gibi, (Kâinatın Yolu) ve (Kâinatın kanunları, İşleri ve Etkileri) anlamına da gelir. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, o, ayni zamanda mistik bir anlama da sahiptir.

Biz, burada, mistik anlamı ele alarak diyelim ki bu (Yol) kelimesinden maksat, asla dolmamış olan, lâkin her şeyin kendisinden çıktığı boşluktur. Bu suretle algılanan yol, dünyanın menşeidir ki bu Hint düşüncesinin (Brahma)nına; Budizm’deki Tathagata’nın (Rahm)ına veya (Âğûşuna); Garb düşünürlerinin de (Mutlak)ına tekabül eder. O, asla suyu çekilmeyen, yani kurumayan derin bir kaynaktır. Yani, Boşluk veya Hiçlik, sonsuz imkânların hazinesidir; yoksa o, tıpatıp mücerret bir boşluk veya hiçlik değildir. O, kendiliğinden değişip başkalaşan, yani başka şeyler olan ve fakat yine de bizzat kendinde değişmez ve başkalaşmaz olarak kalan şeydir.

Daha da ileri, Tao, Allah’a da takaddüm eder. Eğer, haklı olarak (Allah) adı verilen bir varlık varsa, dolaysıyla, bu varlığın da (Boşluk) veya (Hiçlik)ten meydana gelmesi gerekir. Allah, Tao denen Boşluğun veya Hiçliğin, kendisini, içinde bölüp ayırdığı başkalaşmalardan bir tanesidir. Başka bir deyişle, Tao, bir taraftan kendine has bir fiili ve şekli olmayan gayr-i şahsî Mutlak bir varlıktır, sonsuz bir varlıktır, diğer taraftan da kendi sınırsızlığı ve şahıssızlığı içinde geçici bir takım sınırlılıklar ve şahıslılıklar gösteren ve fakat yine de bunların hepsinin üstünde ve ötesinde olan ve insanın onunla, ancak, yüksek bir vecd hâlinde ilişki kurabileceği varlıktır.

Bu fikre, Hristiyan Tasavvufunda ve özellikle Meister Eckhart’ta da rastlamak mümkündür. Eckhart’a göre de Ulûhiyet, boş bir tenhalıktır veya kısır bir çöldür ki kendisini teslisin üç şahsına bölüp ayırmıştır.

Lao-Tzu’da mistik tecrübenin ne doğrudan doğruya ne de dolayısıyla bir tavsifine rastlanmaz. Ancak, birkaç yazısında, (Nefs)in sansasyonlar, imajlar, düşünceler ve daha bu gibi şeylerden boşaltılması gerektiğine İşaret eder ve (Yol)a, ancak, terk ve feragatle ulaşılabileceğini söyler. İşte, onun bu sözleri, mistik şuuru elde etmek için, onun ileri sürdüğü bir çeşit metot olarak alınabilir. Bu yol ile elde edilebilecek mistik şuurun en sonda karar kılacağı şey de ancak “Mutlak Sükûn”dan ibaret olan (Nihaî Boşluk veya Hiçlik)ten başka değildir.