Aristo’da Tasavvuf

Temmuz 3, 2019
Tasavvuf Tarihi
Aristo’da Tasavvuf
(İ. Ö. 385-322)

Aristo felsefesi de mistik bir görünüşe sahib olmakla beraber Eflâtun felsefesinden geniş surette farklıdır. Zira Aristo, hocası Eflâtun’un formlar doktrinini ve bununla birlikte bir ideal dünya ve o dünyada daha önceden var olup yaşamış ve sonradan da dünyevî hayatlara girmiş olan bir ruh kavramını red eder.

Aristo’ya göre de, Eflâtun’da olduğu gibi, bilgi, eşyanın ideal veya üniversal mahiyetine aittir. Lâkin Aristo için o mahiyet, yani eşyanın “Madde”sinden ayrı olarak “Form”u, transcendant bir sferde değil, fakat ancak, bu sonlu âlemde mevcuttur.

Aristo, ruh hakkında, Eflâtunca kabul edilen Orphic ananesini red etmekle beraber o, ruhta ezelî ve ilâhî olan ve Nous’tan veya hadsî zekâdan ibaret bulunan bir prensip kabul etmiştir. Aristo’ya göre ruh, bütün canlı varlıklarda müşterek olan hayat prensibidir. Fakat bu prensip, canlı varlıkların mahiyetlerine göre değişik formlar alır. Meselâ, nebatlarda nemalandırmaya ait, hayvanlarda duyuya ait, insanlarda ise rasyonel bir ruh vardır. Fakat rasyonel ruhta da çeşitli elemanlar vardır.

Şimdi, akıl, bir yandan pasif, bir yandan da aktiftir. Diskursif düşünce, muhtevasını bize ait şeylerden ve meselâ o şeylerin muhtevi olduğu kaliteler veya formlardan alması bakımından pasiftir. Fakat bunun yanında, bizde bir de, kendisi ile eşyanın mahiyetini kavradığımız ve eşyayı kendi vahdeti içinde gördüğümüz aktif bir kuvvet, yani Nous vardır. Bu Nous, diğer zihnî kaliteler gibi sadece bedene bağlı bulunan ve ölümle yok olacak olan bir kalite değildir. Nous, bizzat Allah’ın hayatının mahiyetidir. Allah’ın hayatı, bize göre, en yüksek neviden bir aktiviteye benzer, lâkin pek kısa bir süre için de olsa, bizim onu elde edebildiğimizde bizim aktivitemiz de ezelî olur. Çünkü o, ayni zamanda elde edilen neşenin bir aktivitesidir. Bu temaşaî aktivitede süje ve obje birleşip aynîleşmiştir. O, kendi objesine, kendi içinde sahiptir. Dolayısıyla, temaşa, aktivitelerin en güzeli ve mutlusudur. Entellijans (Nous) aktivitesi canlı olduğu için Allah, (Hayy)dır ve Allah (Aktivite)dir. Bu suretle Allah’ın aslî aktivitesi, kâmil ve mutlu bir hayattan ibarettir. Bu sebeple de Allah’tan, ezelî, mükemmel ve canlı bir varlık olarak söz ederiz.[1]

Hulâsa, Nous, Aristo’ya göre hayatın mahiyeti ve Allah’ın aktivitesidir. Diğer bütün hayatlara mutluluk bakımından üstün olan ilâhi hayat da, fiilen, temaşadan ibarettir.[2] Lâkin Nous, ayni zamanda, insanın da hakikî ve aslî varlığıdır. İnsandaki bu Nous, öyle görünüyor ki insanın gerçek (Nefs)ini teşkil etmektedir. Zira insanın bu kısmı, insanın en hâkim ve en mükemmel kısmıdır. Gerçek anlamında insan, akıldır.[3] Başka bir deyişle, insan mahiyetinin en yüksek görüşü Allah’ın mahiyeti ile aynidir. İçinde temaşa idealinin tahakkuk ettiği bir hayat, beşerî mahiyettekinden daha fazla bir şey olmak zorundadır. Çünkü o, insanın mahiyetinin bir ifadesi değil, o mahiyetteki İlâhî bir elemanın ifadesi olacaktır. Beşerî gayretlerin en yüksek hedefi de mistik temaşaya ait bu sonucun tahakkukudur. “Biz, elden geldiği kadar ölümlülüğümüzden ayrılmak ve bütün gayretlerimizi fakültelerimizin en yükseğinin egzersizi içinde yaşamaya yöneltmek zorundayız”.[4]

İnsan, ancak, temaşaya ait aktivite yolu iledir ki Allah’ın ezelî hayatı ile iştirakte bulunabilir. Bu suretle insanın elde ettiği Allah bilgisi, Allah’ın, vasıtası ile bizim içimize girerek kendi kendini bildiği bilgidir.


 

[1]              Aristo; Metafizik: xıı: 7.

[2]              Aristo; Nicomachean Ethics; X: 8: 1.

[3]              Aristo; ayni eser; X: 8: 9.

[4]              Aristo; ayni eser; x: 8: 8.