Ana Hatlarıyla İslam Tasavvufu Tarihi

HASAN BASRΠ(H. 20 – 110)

İslâmda sûfiyye, ilk olarak Basra’da zuhur etmiştir. Bu fıkranın ilk başkanı da Hasan Al-Basrî’dir[1].

Hasan Basrî, Tabiînden ve İmam Ali’nin ashabından ve öğrencilerindendir ve tarikatte de halifesidir. Birçok tarikatlar onun vasıtasıyla İmam Ali’ye dayanır. Hasan Basrî, İmam Hasan’dan da ders görmüş ve özellikle hayır ve şer, kaza ve kader konularını İmam Hasan’ın ictihad ettiği gibi kabul etmiştir.

Hasan Basrî, Peygamberimizin ve ashâbının i’tikadları ve İmam Mansur Al-Mâturidî ve Ebu Hasan Al-Aş’arî i’tikadları ve İmam Mansur Al-Mâturidî ve Ebu Hasan Al-Aş’arî Hz.lerinin ictihadları üzre bulunan Ehl-i Sünnet’in de ilk ve meşhur İmamı ve Mu’tezile’nin başı Vâsıl b. Atâ’nın da hocasıdır.

Hasan Basrî’nin hareket noktası, geçici olan bu dünya hayatından yüz çevirip yalnız Allah’a yönelmek ve dayanmak ve O’ndan korkmak idi. Çünkü, bu dünya hayatından Peygamberler de yüz çevirmiş, hattâ Allah bile bu dünyayı kendisinden ayrı olmak üzre yaratmıştır.

Hasan Basrî, daima korku ve kaygı içinde idi ve sürekli korku ve kaygının da iyi işler işlemekte büyük rolü olduğuna inanırdı. Çünkü, bu dünya geçicidir, en sonunda, bu dünyadan hesap sorulacak bir âhiret gelecektir.

Hasan, “Hâl” kavramı üzerinde de durmuş ve onun nefs muhasebesine ait tanımları Muhasibî’nin tanımlarına esas olmuştur. O, şöyle diyor: “Bu dünyada kendini muhakeme etmiş olanlar için Kıyamet günündeki muhakeme de hafif geçecektir.

Hasan Basri, cehennem ateşinden çok korkardı ve daima cenneti ve cennetin nimetlerini arzulardı ve şöyle derdi: “Ey Âdemoğlu! Senin dinî hayatın! İşte ekmeğin ve işte kanın! Ey Âdemoğlu! Yalnız başına öleceksin, yalnız başına mezara gireceksin, yalnız başına tekrar diriltileceksin ve yalnız başına muhakeme olunacaksın! Ey Âdemoğlu! Nefsinden sakın, nefsinden sakın! Nefs-i emmârelerinizi daima tahkir ediniz, zira, şahlanmaya meyyâldirler… Cennetin gerisinde olan her nimet hürdür ve Cehennemden başka bir imtihan kolaydır!…”.

Hasan Basrî’ye göre insan, dünya ile istemeye istemeye arkadaşlık etmelidir ki sonunda mutlu olabilsin. O, bu hususta da şöyle der “Dünya senin bineğindir. Eğer ona hâkim olup binersen seni yüklenip taşır. Eğer hâkim olamazsan o sana biner ve seni ezer, öldürür”.

Hasan Basrî, yalnız zühd ve riyazete değil, tefekküre de büyük önem vermiştir. Zira, onca tefekkür, insana iyinin ve kötünün ne olduğunu gösteren bir aynadır ve insanı her zaman kötülük yapmaktan korur.

Kısaca, Hasan Basrî’nin, yolu korkuya ve kaygıya dayanma ve bu suretle Cennet nimetlerine kavuşmayı umma yolu idi.


[1] Hasan Basrî’nin babasının bir esir olduğu söylenir. Hasan Basrî kuvvetli karakteri, zühd-ü takvası, talâkat ve belâgatı ve fikirlerini korkmadan açıkça savunması ile şöhret bulmuştur.